Sevgiye ve Güvene Dayalı Sınıf Ortamı
Sevgiye ve Güvene Dayalı Sınıf Ortamı

Sevgiye ve Güvene Dayalı Sınıf Ortamı

Sevgi İhtiyacı

Günümüzde bilimsel olarak farklı alanlarda ve konularda literatüre kazandırılmış birçok çalışma yer almaktadır. Konumuz itibariyle odak noktamızda bu çalışmaların niceliğini ve niteliğini ele almayacağım. Ancak bir tane konuyu ele alarak insanın varoluşunu belli ihtiyaçların karşılanması veya karşılanmaması durumunu ifade eden hiyerarşiden söz etmek isterim. Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisi.

İnsanlar bireysel olarak beslenme, barınma ve ait olma gibi temel ihtiyaçlarını karşılamak için akıl yürütmektedir. Bu ihtiyaçlar bireyin hayatta kalmak için zorunlu olarak karşılaması gereken temel fiziksel ihtiyaçlardır. Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisinde sevgi temelli ilişki kurmak, arkadaş olmak, insanlarla iletişimde bulunmak gibi durumlarda yer almaktadır. Hiyerarşide temel fiziksel ihtiyaçların karşılanmasından sonra gelen sevgi ihtiyacı, daha sonrasında değer ihtiyacı ile devam ederek prestij ve başarı duygusunu yaşamaya geçiş sağlamaktadır.

Piramidin altında yer alan somut (materyalist) ihtiyaçlar ile soyut (maneviyat) olana geçiş yapmış ardından yine somut olan materyalist ihtiyaç ile hiyerarşiyi devam ettirmiştir. En sonunda ise insanın “kendini gerçekleştirmesi” olarak son piramidi en üste koymuştur.

Sahi bir insan kendini nasıl gerçekleştirir?

İnsan için sevgi göstermek ve sevgi görmek gibi en anlamlı duygulardan birisi, materyalist bakış açısının yoğun olduğu bu çağda daha da anlamlı hale geldi. Tamamen insanı yetiştirmekle sorumlu olan eğitim alanında ise biz öğretmenler için sevgi, en elzem duygulardan birisidir.

Sevgiye dair tüm yansımalar insana özgüdür. İnsanın varoluş sürecinin başlaması ve devam edebilmesi için sevgi temelli bir zemin olmak zorundadır. Hayvanlar da kendilerine göre sevgiyi hisseder ve yansıtırlar. Ancak bunu içgüdüsel yapılarının bir uzantısı gereği yaparlar. İnsan için ise durum böyle değildir. Sevmek gönülde başlar ve gönül ile devam eder. Sevmek için herhangi bir menfaat duymaya ihtiyaç yoktur. Menfaatin olduğu yerde de sevgi yoktur. Sevmek gönüllü olmak demektir. Sevene ve sevilene hizmet etmek demektir. Sevmek, güven sağlamaktır, güven vermektir.

Sevgiye ve Güvene Dayalı Sınıf Ortamı

Sevgiye ve Güvene Dayalı Sınıf ortamıyla ilgili bir görsel.

Öğretmenin öğrencilerine ders anlatmak için işleyeceği konuyu anlatmaya başlamadan önce sınıf yönetimi ile ilgili gerekli disiplini oluşturmalı ve ortamı ona uygun hazır hale getirmelidir. Bunun için iki farklı türde husus benimsenmelidir. Sevgiye ve güvene dayalı sınıf ortamı.

Disiplinli, sevgi ve güven temelli bir sınıf ortamı için en önemli unsur öğretmenin kendisidir. Bir öğretmen; baktığını gören, söylediğini düşünen ve aynı zamanda söylenileni anlayan biri olmalıdır. Bu özelliklere sahip bir öğretmen öğrencisinin gözünde hem otorite sahibi, sınıf ortamı için hem güven veren hem de sevgi duyulan örnek ve önder kişi olacaktır.

Çünkü öğretmenin ders verdiği sınıf ortamında hitap ettiği insan öğrencileridir. Öğrenci ise; eşref-i mahlukat, biricik ve gönül sahibi bir kimsedir. Ders anlatırken, konuşurken, dinlerken öğrencinin gözlerinin içine sevgi ile baktığında ve bunu hissettirdiğinde sevgiye dayalı sınıf ortamı sağlanmış olur.

Sevgi temelli girizgahtan sonra güven duygusunu da özel olarak ele almak istedim. Şu bir gerçek ki güvenin temelinde insan yatmaktadır. İnsan diyorum çünkü, çağımızda insan kalan çok az kişi var. Bu sebeple güven duygusu yerini güvensizliğe bırakmıştır. Ancak güven duygusunu daha anlamı ve değerli kılmıştır.

İnsan doğduğunda aile dediği insanların içinde kimliğini kazanmaya başlamış demektir. Zaman ilerledikçe aileden ayrı bir de topluma katılarak kimliğini şekillendirmeye devam etmiştir. En sonunda ise son nefesini verdiğinde kendisini uğurlayacak insanlar bırakmıştır. Ailede, toplumda ve son yolculuk anında kurulan tüm ilişkilerde güven duygusu mihenk taşı olmuştur.

İnsanların birlikte yaşaması aynı zamanda insani değerleri ortaya çıkarmıştır. İnsani değerler ile iletişimde bulunduğumuz insana karşı sorumluluklarımızı yerine getirmek, dürüst olmak ve adaleti korumak gibi önemli ödevler vermiştir. Hatta inancımız, atalarımız, büyüklerimiz de bu değerleri bizlere öğütlemiş ve yaşattıkları ile öğütlemeye devam etmektedir.

Güven ve Otorite İlişkisi

Okulumuzda insani erdemler dersi ile öğretilen birçok erdemin kazandırılması ve bu değerlerin devamlılığı için tüm öğretmenlerin birlikte hareket etmesi, huzurun, istikrarın ve en önemlisi de güvenin sağlanması ile mümkündür. Ortak değerlerimiz üzerinden ortak bir anlayışa varılmadığı takdirde, o sınıf ortamında güven duygusu tahsis edilemez.

Bu sebeple öğretmen için basit gibi görünen bazı konular öğrenci için çok önemli konulardır. Sınıfta ders anlatan bir öğretmen, milleti için görev yapan bir devlet büyüğünün hizmet ettiği gibi öğrencilerine de aynı hassasiyetle hizmet etmelidir. Öğrenciler özelinde adalet, dürüstlük, sorumluluk gibi insani erdemlere ait kavramların provası sınıf ortamlarında yapılıyor. Öğrencilerin aktif oldukları okul ve sınıf ortamı da güveni tesis etmekle anlam kazanmaktadır.

İyi bir vatandaş nasıl ki devlet için önemliyse ve ondan beklenileni karşılaması gerekiyorsa, öğretmende sınıf ortamında kendine düşen sorumlulukları adil bir şekilde yerine getirdiğinde güvene dayalı sınıf ortamı sağlamış demektir.

Sınıf olarak bir yerden bir yere giderken sıra düzeni bir öğrenci için ne kadar önemli ise, öğretmen için de adil bir sıra düzeni oluşturmak o kadar önemli bir konudur. Öğretmenin sıra düzeni ile adil bir yaklaşım sergilediğini gören öğrenciler, sınıf ortamında güveni hissedeceklerdir.

Sevginin ve güvenin hissedildiği bir sınıf ortamında ise disiplin, sükunet, huzur tam manasıyla hissedilir. Öğretmen ise, sözünü geçiren, dersini anlatan, sınıfına önder ve rol model, ideal bir öğretmen kimliğe bürünmüş olur.

Sevgiye ve güvene dayalı sınıf ortamı hakkındaki içeriğimizle bağlantılı olan “Eğitimde Disiplin Kavramı” başlıklı içeriğimizi de ayrca okuyabilirsiniz. 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.